Atatürk’ün, Kazım Karabekir’e 25 Temmuz 1921’de yazdığı telgraf
“...Anayasanın yapılmasında acele sayılan hareket tarzının gerekçesi, bütün dünyada ve memleketimizde hissedilen halkçılık cereyanını esaslı şekilde üzerinde tesbit ile bu konudan başka, karışıklığa da yer verilmemek, aynı zamanda asırlardan beri devamlı olarak ehil olmayanlar elinde kötüye kullanılan milli hukuku korumak için bu hukukun esas sahibi olan millete de söz hakkı tanımak ve bu yüksek fikrin gelişmesi için bugünkü mevcut şartlardan yararlanmaktır. Kanunun uygulanabilmesini ölçmek için de, bu işle uğraşmaya fırsat bulacakların azimlerini ve yönetme yeteneklerini değerlendirmek gerekir. Türkiye’nin başında İslâm Halifesi olacak ve bir hükümdar Sultan bulunacaktır. Söz konusu olan mesele, hükümdarın hukuku olup, bunun belirlenmesi ve sınırlandırılması için son bir kaç yüzyılın tecrübeleri ve devlet kavramındaki millet hukukunun gerçek anlamı etkili olmalıdır.”
(Kâzım Karabekir; İstiklâl Harbimiz, İstanbul, 1988; s. 938; Atatürk’ün Tamim Telgraf ve Beyannâmeleri, Ankara 1991, s. 408 ve devamı)