Prof. Dr. Afetinan tarafından yazılan Medeni Bilgiler kitabından
Prof. Dr. A. Afetinan, “bu kitabın kendi ismiyle çıkmış olmasına rağmen, Atatürk’ün fikirleri ve telkinlerinden mülhem olduğunu ve üslubun tamamen kendisine ait olduğunu tarihi gerçekleri belirtmek bakımından kendisine düşen bir ödev olduğunu”* belirtmiştir.
Cemiyetin huzuru, selameti ve inkişafi pürüzsüz bir adalet tevzii faliyetine bağlıdır. Bu faaliyet, hakimlerin ve onlardan vücuda gelen mahkemelerin işidir.
Yeni Mahkemeler, Yeni Kanunlar
Yeni Türk Devletinin kurulduğu ilk senelerde 1925 te şer’i mahkemeler kaldırıldı. Adaletin tevzii işi eski ve menkulata müstenit zihniyetlerden, Keyfi takdirlerden kurtarıldı. O zamandan beri Kanunu Medeni, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu, Hukuk ve Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunları, Türk Ceza Kanunu gibi yeni zamanın icaplarına uyan yeni kanunlar yapıldı. Bu kanunların tatbiki işi, yetişen ve yetiştirilen hakimlerden vücuda getirilen mahkemelere verildi.
Mahkemelerin Vazifeleri
Mahkemeler fertler ve hükmi şahsiyetler arasında zuhür eden ihtilafları ve davaları, iki taraftan birinin zor kullanarak kendi lehine halletmesine meydan vermeyecek surette neticeye bağlarlar. Bu suretle şahsi kavgaların önü alınır. Diğer taraftan mahkemeler, halkın rahatını, Devletin emniyetini bozacak ve bu yoldan cemiyete zarar verecek suçluları takip ederler ve onlara cezalar verirler. Bu suretle diğer suç irtikap etmek istidadında olanlar için ibret temin edilmiş olur.
Muhakemeden evvel, suçluları tutmak ve hakikatın anlaşılmasına yarayacak şahitlerle delilleri toplamak ve bütün bunları icap ederse zor kullanarak mahkemenin huzuruna getirmek Hükümetin, zabıta kuvvetlerinin vazifesidir. Muhakeme ve karardan sonra bu kararların hükümlerini yerine getirmek yine Hükümetin ve zabıtanın vazifelerindendir. Muhakemeden evvel ve sonraya ait bu muameleler geri kalır veyahut eksik yapılırsa adliye vazifesi tamamlanamaz.
Kaza Hakkı ve Mahkemelerin İstiklali
Kaza hakkı, mahiyeti ne olursa olsun herhangi davaya kanunun usulleri yolu ile bakarak yine kanunun icaplarına uygun olacak bir takdir ve kanaatle hüküm vermek hakkıdır. Bu hak, ana hakimiyet hakkına sahip olan milletindir ve millet namına müstakil mahkemeler tarafından kullanılır.
Mahkemelerin teşkilatı, vazifeleri salahiyetleri kanunla tayin edilir. Hakimler davalara bakarken kim olursa olsun herkesin ve herhangi kuvvetin müdahalesinden uzak kalırlar. Yalnız kanunun ve görülen davadaki ahval ve şeraitin icaplarına göre vicdanlarının hükmüne uyarlar.
Hükümlerin Kat’iliği
Türkiye’de mahkemelerin kararlarını bozacak hiçbir kuvvet yoktur. Büyük Millet Meclisi dahi bu kararları bozamaz, değiştiremez, hükümlerin yapılmasını menedemez ve hatta geciktiremez (Teşkilatı Esasiye kanununda yazılı haller müstesnadır).
Hakimlerin vasıfları, hakları, vazifeleri aylıkları tayin ve azilleri ve terfileri ayrı bir kanunla tespit olunur. (Hakimler kanunu) Hakimler hakkında bu kanunun tatbikatı dahi bir zat veya makam tarafından yapılmaz. Bu vazifeyi en yüksek mahkeme olan Temyizin reislerinden ve azalarından ve Adliye Vekaletinin yüksek memurlarından toplanan bir heyet yapar.
Muhakemeler aleni yapılır. İsteyen vatandaşlar dinleyebilir. Maamafih Usul Kanununda yazılı hallerde mahkeme karariyle muhakeme gizli dahi olabilir.