Atatürk tarafından Türkiye’ye davet edilen ve Çankaya’da, kendisine tahsis edilen bahçeli bir evde üç kez misafir edilen gazeteci ve yazar Berthe B. Gaulis’in anlatımıyla eşitlik ve kadın hakları konusundaki düşünceleri

 

Arada bir, başkaca, daha hafif konulara da değinmiştik. Birinden ötekine geçiyor, o sıralarda gelen misafirleri de tartışmaya sokuyorduk. Sonra, onlarla birlikte sofraya oturuluyordu. Masa, çok şirindi, çok sade idi, orada düzenlenmişti. Küçük mermer bir havuzdan fışkıran suyun titremesi, kış olmasına rağmen bazı çiçekleri canlı tutuyordu. Nasıl oldu bilemem, bu hal, bizi ebedi konuya çekiverdi: Kadın konusu. Bu derecede değişen Türkiye’de kadının kaderi nasıl olacaktı?

O beklenmez nüanslarla dolu ses ile gözlerin parlaması, bir anda şu karşılığı verdi: “Tam eşitlik! Bizdeki hakların hepsine sahip olacak.”

“Kadınlarımız kurtuluşlarını gerçekten hak etmişlerdir. Bir milletin yarısının, onun sosyal yaşayışı dışında tutulması kabul edilemez.” Böylece, Mustafa Kemal, benim üç kez, tüm Anadolu boyunca gördüklerimi hatırlatmış oluyordu: Kadın, erkeğin yerini alıp askerlik etmişti; tarlalarda çalışıyor, çift sürüyor, cephaneler taşıyor, siperlere kadar askerlerin savaşına ortak oluyordu. Yakında Türk cephelerini yine ziyaret edecektim. O da, Türk köylü kadınını yüceltiyor, onun Anadolu’yu kurtarışı karşısında bana şöyle diyordu: “Gidin bakın, İsmet paşa bu konuda neler düşünüyor.”

(Gaulis, Berthe B., Çankaya Akşamları, Çev: Füruzan Tekil, İstanbul, 1983; s. 43)