M. Kemal Atatürk’ün 1931 yılında Anadolu’ya yaptığı seyahat sonunda hazırladığı notlardan
Son senelerin yanlış anlayışları yüzünden adliye bizde bağımsız bir görünüş almış ve “adli bağımsızlık” tarzında söylenen yanlış bir kavram her gün biraz daha kuvvetlenmiştir. Anayasamızda bu bağımsızlık, yalnız mahkemelere ait bir nitelik olarak yer alır. Hakikatte “yargı yetkisi millet adına kanunlar ve usuller çerçevesinde bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır”
[Atatürkçülük,Genel Kurmay Basımevi, Ankara, 1983, s. 77, M. Kemal Atatürk’ün 1931 yılında Anadolu’ya yaptığı seyahat sonunda hazırladığı notlar. II/16-17 (orijinal belgeler Genel Kurmay ATASE başkanlığındadır.)]
Mahkemelerin mutlak dokunulmazlığı ve bağımsızlığı üzerinde söz yoktur. Fakat bir valinin siyasi ve idari gerekçelerle savcıları derhal harekete geçirmesi, hazırlık ve ilk soruşturmalar sırasında; inkılaba ve devletin kuvvet ve emniyetine ait küçük, büyük her meselede görüşlerini dinletebilmesi önemli bir ihtiyaç halinde kendini gösteriyor.(aynı belge, I-26)
Valiler, ordudan başka bütün devlet teşkilâtının başı olmalıdır. Kanunlar valiye, vilayeti dahilindeki bütün işler üzerinde etkili olacak bir nüfuz ve yetki sağlamalıdır. Her bakanlık bölgesi içindeki bütün vazifeler için valiye emir vermeli ve vali herhangi bir bakanlığı ilgilendiren bir işi mutlaka o bakanlığın ildeki teşkilâtının başında bulunan kişi ve bürodan çıkarmalıdır. Adalet Bakanlığının da vali ve il teşkilâtı ile olan ilişkilerinin aynı olmasında hiç bir sakınca olmayacağı kanaatindeyim.
Adalet Bakanı, yürütme yetkisini bünyesinde bulunduran hükümetin bir unsurudur. Vali, her bakan gibi Adalet Bakanını da temsil eder. Şu halde valinin adalet teşkilâtı üzerinde, Adalet Bakanının sahip olduğu yetkiyi kullanması, dokunulmazlığı gerekli ve doğal bulunan mahkemelerin ve hakimlerin bağımsızlık esası ile hiç bir çelişki meydana getirmemesi gerekir. Bu ana fikrin esaslı bir şekilde incelenmesinden başlanmak üzere söz konusu edilen meselenin kolay bir sonuca vardırılabileceği ve bu sayede mülki idare ile adliye arasında açılan boşluğu dolduracak ayrıntılı çarelerin kolaylıkla bulunacağı tahmin edilir.
(Aynı belge, II/16-17)