Sivas’ta Temsil Heyeti üyeleri ile yaptıkları akşam toplantılarından
Bandırma ve Soma hattı için de, murakabe bahanesiyle Fransızların Bandırma’ya asker çıkarmalarına hiç hak görmüyorum. Bu husus için de 14 üncü Kolordu kumandanının 56 ıncı Fırka kumandanının nazarı dikkatini celp ve daha doğrusu icap ederse cebren Fransız askerlerini Bandırma’dan geldiği mahalle iade. Ecnebi zabitlerinin uluorta Aydın cephesinde dolaşmalarına ve propagandalarına da müsamaha edemeyiz.
Resmi bir müracaatları varsa hükümete, Kuvayı Milliye’ye ait bir işleri varsa heyeti merkeziyemize müracaat etmeleri lüzumunu kendilerine tebliği ve mıntıkadan hemen ihraçları ve kat’i ihtiyaç halinde de cephede görülecek İtilâf askerlerine silah istimal edilmesi.
Ben – Söyledikleriniz doğrudur. Bunu Heyet de kabul eder; vakit geçirmeden şimdiden lâzım gelenlere tebligat yapılsın.
Hüsrev Sami Bey – Ben de aynı fikirdeyim.
Mustafa Kemal Paşa – Heyeti Temsiliye’ce müzakere edilmedikçe böyle hususi bir heyetle karar verilemez. Yarın Heyette müzakere ve karar lâzımdır. Biz geceleri hasbıhal kabilinden ittihazı değil. Hatırıma bir şey daha geliyor...
(Erzurum’dan Ölümüne Kadar, Atatürk’le Beraber; Kansu, Mazhar Müfit, Ankara 1966, s. 462)