Atatürk’ün 1 Mart 1923 tarihinde TBMM 4. Yasama Yılını Açış Konuşması

 

Atatürk bu konuşmasında, elde edilen askeri zaferlerden sonra, 1923 yılının, bir barış yılı olması ihtimali kadar bir savaş yılı olması ihtimalini göz önüne alarak, savaş yılı olma ihtimaline göre hazırlıklı olmakla beraber, barış yılı olması ihtimaline göre de, çok önemli bazı girişimlerden söz etmektedir:

“Hükümetin idari şubelerinden olan Danıştay’ın, ülkenin idari ve ekonomik yaşamı ile ilgili önemli bir kurum olması nedeniyle gün geçtikçe artan bir ihtiyacı gidermek amacıyla bir an önce kurulması için yüce Meclis tarafından İçişleri Komisyonunca hazırlanmış olan kanun tasarısının gereğinin yapılmasını ve bunun ihtiyaç ile orantılı bir şekilde kanunlaşmasını dilerim. Gerek I. Dünya Savaşı gerek Kurtuluş Savaşımız sırasında milli sınır üzerinde bulunan halkımız göç etmek felâketine uğramış, düşmanların işgali altına girmek felâketine düşen memleket parçalarında ise nüfus kayıtları tamamen yok edilmiş olduğundan gerek genel nüfusun araştırılması ve bu konuda bilgi sağlanması gerek nüfus sicil kayıtlarının yeniden kurulması için bir genel nüfus sayımı yapılmasına acil olarak ihtiyaç vardır.”

Aynı metinden:

“Efendiler,Cezaevleri sorunu çok önemlidir. Kişisel özgürlüğü kaldırılan vatan evlâdının ceza süresi sonunda topluma yararlı olacak bir eleman olarak yetiştirilmesi gereğinin sağlanması için İçişleri Bakanlığı çok dikkatli bir şekilde araştırma ve istatistikler hazırladı. Cezaevlerinden mümkün olanların modern bir şekilde onarımlarına veya yeni cezaevleri inşasına girişebilmek için bir inşaat programı hazırladı. Bu program gereğince her yıl belirlenmiş bir oranda inşaata devam etmek üzere 1923 yılında çağın gereklerine uygun bir genel cezaevi ile beş liva ve 28 ilçe cezaevinin inşası kararlaştırılmış ve gelecek yılın bütçesine ödenek konmuştur.”

Aynı metinden:

Efendiler

Geçen yıl içinde, adalet işlerimizin yürütülme biçiminde kayda değer gelişmeler görülmüştür. Önceki yıldan başlayarak yürürlüğe konulan ve büyük yararlar sağlanan tek hakim kuruluşlarının genişletilmesi sürdürülmüştür. Kurtarılan illerimizde de derhal adli teşkilât kurulmasına başlanarak Şubat 1923 sonuna kadar yeniden on dört istinaf mahkemesi ile doksan asliye mahkemesi ve o sayıda şer'iye mahkemeleri açılmış ve bu mahkemelere beş yüz altmışı aşan yargıç atanmıştır. Adliye müfettişlerinin sayısı yirmi ikiye çıkarılmıştır. Merkezde bir teftiş kurulu kurulmuştur. Denetimden geçecek daireler, bir müfettişin en çok altı ay içinde tamamlayabileceği alanlarla kayıtlanmış olması nedeniyle bundan böyle hiçbir mahkemenin en çok altı aydan fazla bir süre içinde teftiş ve denetimden yoksun kalmaması sağlanmıştır. 1922 yılı son yarısında, aile hukuku, avukatlık, Mecellenin satışlarla ilgili kısmına ait kanun tasarıları ile davalara ilk bakan mahkemelerin gezici olarak da görev yapabilmesini, içkinin yasaklanması ile ilgili cezaların temyiz ve itiraz edilebilmesini, karşılıklı olarak hükümlerini kabul eden yabancı devletlerde suç işleyen vatandaşlarımızdan ceza kovuşturmalarını erteleyen kanundan yararlanan kişilerin hem suç hem de buna bağlı ikinci dereceli olan suçlarında tecil olayından yararlanmalarını sağlayacak değişiklik tasarısı ile özellikle hakimlerin maddi durumlarının yükseltilmesi ve bir usul içinde görevlerinde yükselmelerini sağlamak amacı ile hazırlanan tasarılar yüce Meclise arz edilmiştir. Şimdiye kadar bir tüzüğü bulunmadığından ihmal edilen, tutulamayan cinayet mahkûmunun malları hakkında kanun hükümlerinin uygulama şeklini gösteren bir tüzük tasarısı da hazırlanmıştır.

Yeni yılda yapacağımız adalet işleri ile ilgili düşüncelerimiz içinde, kanun değiştirme ve hazırlama komisyonları vardır. Şimdiye kadar kanun halinde düzenlenmemiş olan veraset, vasiyet gibi hukuki konuların da medeni kanunumuz olan Mecelleye eklenmesi ve Mecellenin de modern ihtiyaca uygun olarak değiştirilmesi ve düzeltilmesi, kara ve deniz ticaret kanunlarıyla ceza mahkemeleri usulü ve ceza kanunlarında değişikliklerin yapılması ve ayrı ayrı hükümleri olan hukuk mahkemeleri usulü ile seri mahkemeler usulünün birleştirilmesi amacı ile her biri beşer kişiden kurulan toplam yedi komisyon yakında görev yapmaya davet olunacaktır. Bundan başka, adliyemizin geleceğinin sağlanması amacı ile Anadolu’da modern esaslara dayanan bir hukuk okulu kurulması görevli bakanlıkça düşünülmektedir.”

Aynı metinden:

Efendiler, sosyal toplulukta en yüce özgürlüğün, en yüce eşitliğin ve adaletin yerleşmesi ve korunması, ancak ve ancak tam ve kesin anlamı ile ulusal egemenliğin kurulmasına bağlıdır. Bu nedenle; özgürlük, eşitlik ve adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir. (Öyledir, bravo ve yaşasın sesleri) Sosyal topluluğumuzda, devletimizde hürriyet sonsuza kadar sürecektir. Ancak onun sonsuzluğu, onu sonsuz yapan kuralların korunması ile ayakta durur ve onunla sınırlıdır. Bir insan, belki kendi isteği ile kişisel özgürlüğünü bir yana bırakabilir. Fakat bu girişim, koca bir ulusun hayatına ve özgürlüğüne zarar verecekse, büyük ve onurlu bir milli yaşam bu yüzden sönecek ise o milletin evlâtları ve torunları bu yüzden yok olacaklarsa, bu girişim hiçbir zaman meşru ve kabul edilebilir bir konu olamaz. Ve hele böyle bir girişim hiçbir zaman özgürlük adına hoşgörü ile düşünülemez. Hiç şüphe yok, devletimizin sonsuza dek yaşayabilmesi, ülkemizin güçlenmesi, ulusumuzun refah ve sorumluluğunun sağlanması, yaşamımız, namusumuz, onurumuz, geleceğimiz, kutsal inancımız ve son olarak her şeyimiz için, her halde en kıskanç duygularımızla en açık uyanıklığımızla, cesaretimizle ve bütün gücümüzle ulusal egemenliğimizi koruyacak ve kollayacağız. (Şiddetli alkışlar)Bu nedenle, ulusal egemenliğin kutsal özünün belirttiği bugünkü yönetim şekli ve niteliği gereği olarak hükümetimizin, düşmanlarını derhal durdurması ve ulusal bağımsızlığının korunmasını sağlaması ve bunu kollaması pek doğal bir görevidir.

Efendiler, sonsuz bir özgürlük düşünülemez. Hakların en büyüğü olan yaşama hakkı bile kesin değildir. İntihara karar veren bir kişinin yaptığı işlemin sonucu, yalnız kendi ile ilgili olduğu halde, güvenlik kuvvetleri onun bu işlemini yasaklamakla görevlidir. Aynı kişinin aynı davranışını biraz daha büyük oranda düşünür ve düşündüğümüz suçu bir kişiden bir aileye çevirerek kapsamını genişletirsek, girişimcinin durumu hemen zâlim bir canî görüntüsü verir. Bu nedenle, ulusal egemenlik düşmanlığı, üstün, saygıdeğer bir yeri olan onurlu bir ulusun her şeyine, bir anda bile bile kastetmek suçundan başka bir şey değildir. (Şüphesiz sesleri)Bunu doğal olarak, ulusun maddi ve manevi seçkin niteliklerini taşıyan yüce milli emniyet kuvvetleri kesinlikle yasaklar. (Şüphesiz sesleri)

(Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. 1, C. 28, S.. 2)