logo logo

19 Ağustos 2019

Kamuoyunun bilgisinde olduğu üzere adli yıl açılış törenleri, Yargıtay tarafından düzenlenmektedir. 2016-2017 yılından itibaren adli yıl açılışları “Millet Kongre ve Kültür Merkezi”nde yapılmaya başlanmış, bunun gerekçeleri ve süreci hakkında 29.08.2016 tarihinde basın açıklaması yapılarak kamuoyu bilgilendirilmiştir. 

2019-2020 Adli Yıl Açılış Töreni hazırlıkları kapsamında, yargının kurucu unsurlarından biri olan savunma mesleğine duyulan saygı ve gösterilen önemden dolayı tüm baro başkanlıklarına davetiye gönderilmiş olup, ayrıca Türkiye Barolar Birliği Başkanı da avukatlar adına konuşma yapmak üzere davet edilmiştir. Türkiye Barolar Birliği Başkanı ile çoğunluk baro başkanları kendilerine yapılan daveti kabul ettiklerini belirtmişlerdir. Bazı barolar ise yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, yargı etiği ilkeleri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi bir dizi başlık altında adalet sistemine ilişkin eleştirilerini dile getirerek, söz konusu davete iştirak edemeyeceklerini ifade etmiş ve görüşlerini de kamuoyu ile paylaşmışlardır.

150 yıllık köklü bir kurum olan Yargıtay’ın iletişim stratejisi, yargıya ilişkin sorunların şeffaf ve önyargısız ortamlarda tartışılmasını öngörmektedir. Yargıya ilişkin etkinliklerin geniş katılımlı, demokratik ve kapsayıcı olmasına özel önem verilmekte olup, Ülkemizdeki tüm baro başkanları adli yıl açılışına davet edilmiştir. Davete nasıl karşılık verileceği baroların takdirinde olan bir konu olmakla birlikte, gönderilen davetiye vesilesiyle Yargıtay’ın siyasi etki altında olduğuna dair ithamlar ile başlayan bir dizi suçlamalar hiçbir insaf ve adalet ölçüsü ile bağdaşmamakta olup, üzüntüyle karşılanmıştır. 

Yargıtay hem yurt içinde hem de yurt dışında önemli reformları gerçekleştirmiş ve insan haklarına evrensel düzeyde katkı sağlamıştır. Bu suçlamaları yönelten baroların bir kısmının, Yargıtay’ın öncülüğünde geliştirilen Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi (İstanbul Bildirgesi) dolayısıyla Yargıtay’a yönelik eleştirileri halen kamuoyunun hafızasında olup, 9 Kasım 2018 tarihli basın açıklaması ile halkımız bu konuda bilgilendirilmişti. O tarihten sonra İstanbul Bildirgesi 13-24 Mayıs 2019 tarihleri arasında yapılan Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Komisyonunun 28. Oturumunda kabul edilmiş, 23 Temmuz 2019 tarihinde de Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konsey’de onaylanmıştır. Dolayısıyla adli yıl açılış davetiyeleri vesilesiyle Yargıtaya yönelik haksız ve ölçüsüz eleştirileri yapan bazı baroların, yakın geçmişte tüm dünyanın kabul ettiği insan hakları metnine dahi karşı çıkmaları, feraset düzeylerinin açık bir göstergesi olup, bu tür ithamların toplumun vicdanında karşılık bulmayacağı şüphesizdir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.


12 Temmuz 2019

Ülkemizin birliğine, bütünlüğüne, beraberliğine, milli iradeye ve demokrasimize karşı gerçekleştirilen alçak kalkışmada; sokakları ve meydanları doldurarak vatanları, bayrakları, özgürlükleri ve gelecekleri uğruna darbecilere meydan okuyan milletimizin Demokrasi Bayramını kutluyor, aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum.

İsmail Rüştü Cirit    

Yargıtay Birinci Başkanı



09 Kasım 2018

KAMUOYUNA DUYURU

 

İstanbul Bildirgesinin 3’üncü maddesi ile ilgili olarak Türkiye Barolar Birliğinden ve İstanbul Barosundan gelen eleştiriler ile özellikle avukatlar tarafından sosyal medyada konunun değerlendirme ve algılanma şekli dikkate alınarak aşağıdaki açıklamanın yapılması zorunlu görülmüştür.

Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesinin 3’üncü maddesindeki “Mahkemeler avukatlık yetkisi olmayan uygun kişilerin mahkeme nezdinde tarafları temsil etmesine izin verebilir.” ifadesi ile İstanbul Bildirgesi (Etkin) Uygulama Tedbirlerinin 3’üncü maddesinin 11’inci bendindeki “Yargı; Koşulların gerekli kıldığı durumlarda, ruhsatsız uygun kişilerin mahkemede bir tarafa yardımcı olmasına izin vermelidir.” cümlesinin Bildirge’ye yönelen eleştirilerin odağında olduğu anlaşılmaktadır.

 

Yargıtay Etik, Şeffaflık ve Güven Projesi” kapsamında, Yargıtay’ın ev sahipliğinde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile yapılan iş birliği çerçevesinde 11-12 Ekim 2018 tarihlerinde, “4’üncü Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesi” düzenlenmiştir. Beş kıtadan ve 30 ülkeden yüksek mahkeme başkanları ve temsilcileri ile uluslararası uzmanların katıldığı Zirve sonucunda, Yargıtay’ın ev sahipliğinde düzenlenen 3’üncü Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesinde onaylanan Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi bir kez daha teyid edilmiş, ayrıca 20 Ekim 2017 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen İstanbul Bildirgesi Uygulama Tedbirleri Uzmanlar Grubu Toplantısı sonucunda hazırlanan “İstanbul Bildirgesi Uygulama Tedbirleri Taslağı” da bazı düzeltmeler yapılarak kabul edilmiştir.

Yargıtay Etik, Şeffaflık ve Güven Projesi” kapsamında yapılan tüm çalışmalar, Yargıtay’ın (www.yargitay.gov.tr/kategori/94) adresli internet sitesinde toplumun erişimine açıktır. Ayrıca, “4’üncü Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesi” kapsamında yapılan tüm faaliyetler ve yayınlar Yargıtay’ın büyük önem verdiği şeffaflık ve topluma karşı hesap verebilirlik anlayışı çerçevesinde ulusal ve uluslararası kamuoyunun denetimine açık şekilde yürütülmüş ve bu amaçla oluşturulan ( http://www.summitofhighcourts2018.com/tr/home.html ) internet sitesinde yayınlanmıştır. Eleştiri konusu yapılan İstanbul Bildirgesinin 3’üncü maddesine ilişkin olarak uzmanların görüş ve tartışmaları belirtilen internet sitesinde Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan İstanbul Bildirgesi Uygulama Tedbirleri Uzmanlar Grubu Toplantısı (20 Ekim 2017) Kitabının 34 ve devamı maddelerinde yer almaktadır.
 

Öncelikle, İstanbul Bildirgesi ve İstanbul Bildirgesi (Etkin)Uygulama Tedbirleri Yargıtay’ın öncülüğünde geliştirilen yargıda şeffaflığa ilişkin ilk uluslararası metindir. Bu metin sadece Türkiye’ye özgü bir metin olmayıp, Birleşmiş Milletlere üye çok farklı coğrafik bölge ve hukuk sistemleri dikkate alınarak hazırlanan ve yargıda şeffaflığa ilişkin asgari standartları öngören bir rehber niteliği taşımaktadır. Bu sebeple, 11-12 Ekim 2018 tarihli Zirveye beş kıtadan, çok farklı coğrafyalardan ve hukuk sistemlerinden 30 ülke katılım sağlamıştır.
 

Tüm hukukçular tarafından bilindiği üzere, uluslararası nitelikteki insan hakları metinlerinin hiçbir hükmü, daha yüksek standarttaki bir ulusal uygulamayı etkilemez, sınırlandırmaz ya da bu yüksek standartların daha aşağıya çekilmesine yol açacak şekilde yorumlanamaz. Nitekim, bu temel hukuk ilkesine bazı uluslararası metinlerde de açıkça yer verilmiştir (Örneğin, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi m.41; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.53). Ayrıca, işin doğasından kaynaklanan bu mantıksal sonuca varmak için açık bir hükme de ihtiyaç bulunmamaktadır.

 

Yargıtay’ın liderliğinde büyük çaba ve özveri ile oluşturulan ve uluslararası toplum tarafından da kabul gören İstanbul Bildirgesi ve İstanbul Bildirgesi (Etkin) Uygulama Tedbirleri, Birleşmiş Milletlere üye devletlerin hukuk sistemlerinin Bildirgede öngörülen tüm standartları karşılamasını amaçlamaktadır. Bu sebeple, insan haklarına ve hukuka gönülden bağlı hukukçuların hassasiyet duymaları gereken asıl nokta, İstanbul Bildirgesinde yer alan asgari standartların üzerindeki ulusal kanun ve uygulamalar değildir. Tam aksine, asıl çaba gösterilmesi gereken konular, İstanbul Bildirgesindeki asgari standartların altında kalan ulusal uygulamalardır.
 

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

 


15 Temmuz 2017

15 Temmuz gecesi sokakları, meydanları doldurarak, vatanları, bayrakları, özgürlükleri ve gelecekleri için darbecilere meydan okuyan aziz milletimizin Demokrasi Bayramını kutluyorum.

İsmail Rüştü CİRİT
Yargıtay Birinci Başkanı


alt menu ikonları
kurumsal kimlik
alt menu ikonları
haber arşivi
alt menu ikonları
duyuru arşivi
alt menu ikonları
sağlık hizmetleri
alt menu ikonları
e-posta
alt menu ikonları
uluslararası belgeler
Yargıtay © Web&Grafik Tasarım